Kendini dünyanın tek sahibi gören insan, gezegenine yaptığının cezasını mı çekiyor
Kendini dünyanın tek sahibi gören insan, gezegenine yaptığının cezasını mı çekiyor

Kendini dünyanın tek sahibi gören insan, gezegenine yaptığının cezasını mı çekiyor

Bigün olup da bu şekilde bir başlık atacağım asla, fakat asla aklıma gelmezdi. Şimdi anladık mı bu dünyanın tek sahibi biz insanoğlu değilmişiz, her şeyi yapma hakkımız yokmuş. Egoistliğimiz, toplumsal kıskançlıklarımız, ihanetlerimiz, zalimliğimiz, caniliğimiz bu sefer Tanrı’yı kötü kızdırdık. Yardım dilemek için ne kadar ona yüksek sesle seslensek de kendimizi hırpalayıp duyurmaya çalışsak da artık bizi duymazlıktan geliyor, hatta evinin kapılarını bile artık bizlere açmıyor. Şükretmek için ne kadar büyük nedenlerimiz bulunduğunu, baştan sona tam da düşünme vakti geldi. Bugüne dek ne vakit kaldın kendinle baş başa, ne vakit itiraf ettin ben yanlış yaptım, ben hatalıydım diye kendine, sonrasında canını acıttıklarına? O vakit al bir beyaz kâğıt destesi önüne, ilkin kendinle başla itiraflara… Her şeyi yapabileceğini zanneden sen, başla yazmaya bakalım masanın üstündeki kâğıtlar sana kafi gelecek mi?

Kendini dünyanın tek sahibi gören insan, gezegenine yaptığının cezasını mı çekiyor

Ölüm gözlerini bizlere dikmiş; fakat evde sıkılıyormuş prensesler, prensler…

Dünya sıkıntılı bir süreçten geçiyor. Şu anki durumun ciddiyetini hala anlamayanlara karşın yetkililer salgını denetim altına almak için büyük bir çaba gösteriyor. Hani bana bir şey olmaz diye kendini sokaklara atıp oldukça günlük hayatına devam eden bencillikte sınır tanımayan, takdir edersiniz ki zalim olarak kolaylıkla anlandırabileceğimiz kibirlilere karşın, sabahlara kadar çalışan bilim adamları, gözleri uykusuzluktan bitkinlikten kan çanağı olmuş canını bizlere siper etmiş doktorlar, sıhhat görevlileri, karantina altındaki tüm hastaların temizliğinden görevli görevli kardeşlerimiz, şehri tertemiz meydana getiren temizlik görevlileri ve karnımız doysun diye gece gündüz çalışan besin sektörü çalışanları, her türlü ihtiyacımızı kolay bulalım diye rafları hepimiz için dolduran market çalışanları, tüm gündemden haberimiz olsun diye dünya nabzını hepimiz için tutan basın emekçileri, saymakla bitiremeyeceğim birçok meslek grubu canları pahasına hepimiz için çalışıyorlar. Peki birileri yarınları görebilesiniz diye çaba gösterirken birileri iyi mi evde oturmaktan şımarıkça sıkıldığını söyleyip kendini sokaklara kolaylıkla atabiliyor, sınır tanımaz cahillikle davranıp basit bir günmüş şeklinde risk almaktan korkmuyor? Anlamadığım şu, sonunda ölüm olan bulaşıcı bir hastalığın size ve sizden yakınlarınıza iyi mi olur da bulaşmayacağını düşünüyor olmanız… İşte tam da burada beynim hata veriyor. Oysaki yapılması ihtiyaç duyulan fiil oldukca kolay, bir tek evde kalmak! Tüm ülkeler bu salgının pençesinde çırpınıp umar ararken ve her gün ölüm oranları artarken sizdeki bu dışarıya çıkma sevdası nedir?

Kendini dünyanın tek sahibi gören insan, gezegenine yaptığının cezasını mı çekiyor

Gerekmediği takdirde lütfen fakat lütfen dışarı çıkmayın

Bu kadarcık zamanda sokağa çıkamadığı için çıldırma arifesine gelmiş şeklinde toplumsal medya ağlarında paylaşımlar yapanları hayretle izlemeye başladım. Daha ilkin asla düşündün mü sokakları kendine ev bilmiş bir karton parçası üstünde dört mevsim yaşam savaşı veren bir insanoğlunun evi olmadığı için kendini iyi mi hissettiğini ya da geri kalan ömrünü bir tek tavana bakarak geçiren yatalak bir hastanın neler hissedebildiğini? Bu cümleleri okuduğunda hala sıcacık yuvanda oturup sıkılıyorum, daralıyorum diyebiliyorsan, lütfen her şey düzeldiğinde ben insanım diye ortada dolaşma olur mu? Bundan dolayı sen sıkılmanın bile iyi mi bir his bulunduğunu bilmeyen kendinden başkasını düşünmeyen bencilin tekisin anlamına gelir.

Her türlü ortamda eylemsizliğe karşın eyleme dönüşme sabrını elde edenler bilirler ki, şu an içinden çıkılmaz halimizde ilkin kendilerini hayal kırıklığına uğratmamakla beraber emek verdikleri mecralar ne ise, karantina altında bile ona odaklanıp üretmeyi sonsuz inancıyla sürdürüyorlar ve en vurucu tarafı ise sıhhatli cemiyet bilinciyle ilk olarak kendilerine ve çevresine olan sorumluluğunu yerine getirmeye devam ediyorlar. Bu şekilde insanoğlu senin ve senin şeklinde sıkıldığını iddia edenler için toplumsal medya mecralarını kullanıp birkaç yeni informasyon öğrenmeniz için, sırf siz kendinize bir şeyler katasınız diye vakit harcayıp uğraş verirken, senin ve senin şeklinde düşünenlerin sıkılmak şeklinde bir lüksünüz yok sevgili dostum, anlatabiliyor muyum? Şu dönemde birlik beraberliğin bütünsel enerjisini hatırlatanlar iyi ki varsınız. Bu durum gösteriyor ki ben ne kadar dil döksem de, ne yazık ki sıkılma duygusu herkeste değişik kodlanmış. Ümit ederim bunun da bir tedavisi vardır.

Kendini dünyanın tek sahibi gören insan, gezegenine yaptığının cezasını mı çekiyor

Bir de fırsatçılar var doğal…

Kim mi onlar? Birlik ve beraberlik içinde olmamız gerekirken dünyanın ölümle göz göze geldiği bu şekilde önemli bir süreçte ticari ahlaksızlık yapmış olup, haksız kazanç sağlayanlar ve düzmece hijyen malzemeleri üretimi yapanlar… Bu şekilde bir çaresizliğin içinde bile içindeki bencillik ve bitmeyen para hırsıyla kavrulup daha fazlasını isteyenler, işte siz insanlık için en tehlikelilerindensiniz…

Ümit ederim en kısa zamanda normale döneriz diye cümleler kurmayın artık. İnsanoğlunun eski normali bugün yaşadıklarımızın aslolan sebebi değil mi? Ne oldu ayrımcılıklarınıza, ayrıştırmalarınıza, ötekileştirmelerinize, sen böylesin, o bu şekilde, şu şöyleki diye herkesi, her şeyi eleştirip yerden yere vurmalarınıza? O benim seviyemde değil, o kim ki diye yukarıdan bakışlarınız görüyorum ki alçaklara inmiş, birbirinize yargı dağıtmalarınız da şimdilik bitmiş gözüküyor. Ümit ederim kendinizi karantinaya alırken kalplerinizi de vicdana ve empatiye çağrı edersiniz. Bir tek bu kadarını bile anlasak güvenli olalım ki ciddi bir yol kat ettik anlamına gelir, inanıyorum.

Güneş Altunkaş

hususi içeriğidir.

Yorumlar

yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir